Toplumumuz her on senelik dilimde dünyanın içine girdiği değişik süreçlerden çabucak etkilenip bu değişikliği asli değerlerimize kadar aksettirmeye alıştı. Müziğinden sinemasına, giyiminden yemesine, insan ilişkilerinden vatandaşlık görevlerine kadar bu değişiklikleri görmek mümkün.
Faydalı durumları kendimize saklamak yeterli ama toptan girdiğimiz bu farklılık tünelinden maalesef bazı temel değerlerimiz zedelenmiş olarak çıkıyoruz.
Herşey eğitimden başlayıp yine eğitimde biter. Milli eğitim sistemimizde çok güzel bir süreç var. İlkokul birinci sınıftan dördüncü sınıfa kadar esas bilim “hayat bilgisi” adı ile sunulur. Bundan sonra fen ve sosyal bilgiler olarak ikiye ayrılır. Lise sonuna kadar ise yine alt dallar oluşur. Bunlar verilebildiği kadar verilir daha doğrusu öğrenci alabildiği kadarını alır. Ülkemizde eğitim devr-i daimi uzun yıllar bu şekilde uygulandı. Bugün toplumumuzda artan yozlaşma ise halkımızın eğitimi ile ilgili bazı soru işaretleri oluşturuyor.
Acaba eksik olan nedir?
Eksik olan şey; vatandaşa sahip olması gereken temel bilincin uygun şekilde verilmemesi veya kimliğinin oluşmasına çok az olumlu tesirde bulunmak. Avrupa toplumlarında vatandaşlık bilinci, devlete ve millete karşı görevler, doğa bilinci, bilime olan eğilim, kişinin hak ve hürriyetlerinden haberdar olması gibi konular mevcut eğitim sistemleri ile insanda ulusal kimlik bilincinin oluşmasını sağlıyor. Ve bu yüzden ilerlemeler kaydediliyor.
Şu ana kadar bahsi geçtiği üzere eğitilmiş bir kuşağa sahip olan ülkemizin yapması gereken nedir? Elbette köklü değişiklikler birden olamaz. Fakat var olan yara belirli yöntemlerle tedavi edilmeli. Yirmi sene sonra her şeyimizi emanet edeceğimiz bu genç kuşak yetişkinler sınıfını oluşturacak. O halde bir yerden el atmalı meseleye. Üniversiteden geriye doğru bir akış sağlayacak bilinç öğretim zinciri oluşturulmalı. Üniversite ve liselerde belli süre için kişinin temel hak ve hürriyetlerine sahip oluşu ve toplumsal ilişkilerinin nasıl sağlamlaştırılması gerektiği ile ilgili teorik ve uygulamalı bir ders oluşturulmalı. Bu ders, kişinin yaşadığı ülkede nasıl bir yapıya sahip olduğunu öğretecek Vatandaşlık Bilgisi, toplumsal yapının ne olduğu ile ilgili bilgi sahibi olacağı Sosyoloji, halk ve kişi arasında ne tür iletişimin oluştuğunu anlayacağı İnsan İlişkileri, vatandaşın ne tür hak ve hürriyetlere sahip olduğunun farkına vardıracak Yasal Haklar ve içinde yaşadığı, farklı değerlere sahip insanların bulunduğu ülkede farklılıklara ne tür bakış açısına sahip olması gerektiği ve bunu nasıl uygar bir insanın davranış seviyesine getireceğini öğreten Karşılaştırmalı Dinler ve Etnik Kimlik başlıkları ile sunulmalı. Bu ders öyle düzenlenmeli ki her fakültede zorunlu olmalı ve her lisede okutturulmalı. İşin uygulamalı kısmı ise insanımızın toplum korkusu kâbusunu bitirecek türden olmalı. Tek ders ile bu bilgiler aşılanmalı.
Genç insanın büyüğüne saygısı küçüğüne sevgisi, toplumunun problemlerine yapıcı yaklaşımları, farklı değerlere saygılı bakış açısı toplumun yapısını iyileştirecek durumlardır. Madem kökten değişmiyor hiçbir şey, o halde yarayı tedavi edebilecek türden adımlar atılmalı.
Toplumumuzun ruh hali magazin, popüler mantık, şiddet, müstehcenlik gibi uyuşturuculardan dolayı bozulmakta. Aile yapısı değerini kaybetmekte. Eğitim alanında bu tür faaliyetlerle güzelliklerin olacağına inanıyoruz. İster Kimlikoloji olsun ister başka birşey, adını beraber koyalım. Bunlara acilen ihtiyacımız var. Özellikle genç arkadaşlarımızın bilinçli şekilde hareket etmesi çok önemli bir konu. Siz ne dersiniz peki?
M. Fatih Öztarsu
http://www.tacmahal.org/yazioku.asp?page=6