- Birileri hak etmişti zaten !- Sözümüz meclisten dışarı dostlar...
Bir zamanlar hoşumuza gitmeyen, dilimize uygun görmediğimiz kelimeleri büyük bir zevkle dışladığımızdan olsa gerek, toplumsal olarak bir türlü çözüm üretemediğimiz sorunlar baş göstermiş. Belki dildeki arıtıma kurban giden ilk kelime “hıyar” kelimesi olmuştur. Bu beş harfli ve andıkça yeşil rengini, dolayısıyla bitkiyi hatırlatan kelime o kadar da küçümsenecek bir yapıya sahip değil. Bitkisel anlamda ona “salatalık” demişiz. Yani bir çok sebzeyle karıştırılarak yapılan salataya uygun bir malzeme... Ama tomato ve potato gibi ismi yabancı kökenli sebzelerin adını belli şekle sokmak dururken sadece hıyarı ele almış ve onu salataya en uygun malzeme olarak nitelemişiz.
Oysa hıyar sadece salatalık bir mahiyette anlam taşımıyor. Salata karma bir yapıdır: domates, patates, biber, soğan, sarımsak, limon, maydanoz ve marul başta olmak üzere bir çok bitkinin bir araya gelmesiyle oluşan kozmopolit bir yapı ! Bunca bitkinin yanısıra hıyarın nicel ve nitel olarak kaba duruşu onu salatanın ana malzemesi gibi görmemize sebep olmuş. Sanki sadece hıyarlar salataya malzeme oluyor da salatalık deyip geçiştiriyoruz.
Zamanla bir anlam kayması yaşatmışız hıyar için. Onun bitkisel özelliğini bir yana bırakıp toplum içinde kişileştirmişiz. Bir soru geliyor aklıma; hıyar değersizmiş gibi salatalık olarak adlandırıldı. O halde buna rağmen neden kasti olarak halk içinde hıyar etkileri oluşturulmaya çalışılıyor? Değersizliği seviyor mu toplum?
“Hıyar gibi adam” deriz. Bu, onun yeşil veya bitkimsi olmasından değil, hıyarlığından kaynaklanır. Zaten salatalık malzemeye de hiç benzemiyor. Çoğu zaman kendimizi de hıyar gibi hissettiğimiz olur. Halktan ayrı bir duygusal yapıya sahip olur veya dışlanır, yalnız kalırız. “Kendimi hıyar gibi hissediyorum, beni doğrasalar Akdeniz cacık olur” Bu durumda da üçüncü bir hıyar anlamı ortaya çıkıyor. Son bir anlam da şudur : Bazen ya bilmeden ya da bilerek bazı kandırmacalar düzenleriz. O zaman çevremiz bizim hıyarlık yaptığımızı söyler. İşte burada da bitkimsi hıyar karakteri kendini gösterdi.
Demek ki neymiş? Bitki hıyar, halktan olan hıyar ve bireysel (individual) hıyar. Buraya kadar her şey tamam. Ama aklımıza yine bir soru takılıyor : Madem hıyar bu kadar bütüncül ve tüm toplumu kucaklayıcı bir mahiyete sahip olarak, insani vaziyette bizde şekil buluyor, neden halkın salata olduğunu düşünmeyelim?
Evet halk bir salata. Envai çeşit sebzelerden meydana gelen, yeri gelince doğranan yeri gelince sıkılan bir kozmopolit salata ! Kimisi bu yapı içinde hıyarlık görevini üstlenir kimisi muşmula. Bazen limonlar bile sıkarız olayların içine.
“Salata halk” sosyolojik olarak önemli bir iddia. Üzerinde durulması gerek...
Evet, hıyarların toplumsal olarak rolü asla reddedilemez. Onlar toplumun belkemiğidir. Hıyarlık edilmezse mevcut düzenin kıymeti anlaşılamaz. Bu hıyarlar kimi zaman devrimciliğe soyunur kimi zaman katı laikçiliğe. Hatta fundamental dinci göründükleri de vakıadır hani. Hıyarlık bu ya! Salata düzeni sanki sadece kendilerinden oluşuyormuş gibi salatayı öz varlıkları olarak görürler. Bazı tatlandırma girişimi olarak limon veya sirke dökülmesi anında harekete geçip hıyarlıklarını sergilerler.
Bir hıyar deyip geçmeyin. O bitkisel anlamda bizden kaba ve uzak ama toplumsal olarak bir o kadar da yakın... Hıyarların varlığı bitmedi ve bitmeyecek...
Mehmet Fatih ÖZTARSU
http://tacmahal.org/yazioku.asp?page=39